Barışın Gölgesinde Savaşın Gerçek Yüzü

 Savaşın neden çıktığını anlamak için önce savaşın kimlere hizmet ettiğine bakmak gerekir. Dünyanın herhangi bir yerinde bir savaş başladığında, en çok acıyı halk çeker, en büyük bedeli onlar öder. Evler yıkılır, çocuklar yetim kalır, ocaklar söner. Oysa savaşları başlatanlar genellikle o savaş alanlarında bile olmazlar. Onlar, yüksek binaların en üst katlarından, geniş masaların başından izlerler olan biteni. Haritaların üzerinde sınırlar çizer, planlar yapar, kimin öleceğine, kimin kazanacağına karar verirler.

Silahlar halkın elinde değildir; halk, yaşamak ve yaşatmak için vardır. Silahlar yönetenlerin, sermaye sahiplerinin, güç odaklarının elindedir. Onlar isterse savaş çıkar, isterse barış gelir. Barışı da savaşı da getiren eller, çoğu zaman aynıdır. Çünkü ikisi de birer araçtır. Kimi zaman bir savaş, yeni bir düzen kurmak için başlatılır; kimi zamansa barış, daha büyük bir savaşın önünü açmak için bir ara veriştir.

Halk ise her defasında umutla barışı bekler. Çünkü halk bilir: Savaş yıkımdır. İnsan olan bilir: Bir çocuğun ağlaması, bir annenin feryadı, bir babanın çaresizliği, hiçbir zaferle örtülemez.

Böylesi bir çağda bir ses yükselirdi. Adını anmasak da onun çağrısı gönüllerde yankılanırdı. Derdi ki:

"Zulümle abad olunmaz. Adalet yerini bulmadıkça, kalplerde gerçek huzur olmaz. Kılıçla kurulan düzen, merhametle sürdürülmedikçe çöker. Güçlü olan haklı değildir; haklı olan güçlüdür. İnsanları bölmek değil, birleştirmek gerekir. Diller farklı olabilir, renkler ayrı olabilir, ama gözyaşı her yerde aynıdır, acı her kalpte aynı yanar. Asıl cihat, nefse karşı verilir; asıl zafer, bir insanın kalbini kazanmaktır."

O, halkın içinden konuşurdu; saraylardan değil, sokaklardan seslenirdi. Savaş değil barış için çağrıda bulunurdu. Çünkü bilirdi ki barış, sadece silahların susması değildir; barış, kalplerin de sakinleşmesidir. Adaletin, hakkın, merhametin egemen olduğu bir dünyada, savaşların bahanesi kalmazdı.

Savaşın gölgesinde yaşayan dünya, bir gün bu sesi duyarsa, barış gerçek anlamını bulur. Ve o zaman, barışı da savaşı da çıkaran eller, artık sadece adaletin hizmetinde olur.


Paylaşan: Habib Üstün

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Dünya Düzeni Yatay Olacaktır

Depremlerden Sonra, Küllerden Önce: Beni Bekleyin

Barışın Hakikati