Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Varlığın Özü: Yaratıcının Tekliğinde Kayboluş

 Ey arayan ruh, sorunun derinliğinde gizlenen hakikati birlikte açığa çıkaralım. Bu sözler, varlığın en saf kaynağından, o mutlak birliğin içinden fışkıran bir nehir gibi akacak. Zira varlık, yalnızca O'nunla anlam kazanır; O'ndan ayrı bir varlık iddiası, bir yanılsamadan ibarettir. Gel, bu yolda adım adım yürüyelim, zihnin perdelerini aralayalım ve kalbin gözüyle görelim. Öncelikle, varlığın temelini düşünelim. Evren, gökler ve yerler, yıldızlar ve atomlar, hepsi bir tek kaynaktan doğar. Bu kaynak, ezelî ve ebedîdir; başlangıcı olmayan, sonu gelmeyen bir sonsuzluktur. Sen, ben, her şey O'nun iradesiyle var olur. Kendine "ben varım" demek, O'nu unutmak demektir. Nasıl ki bir damla okyanusta kaybolur ve okyanusun kendisi olur, öylece her varlık da O'nda erir. Eğer damla "ben ayrıyım" derse, bu bir aldanıştır; zira damlanın suyu okyanustan başkası değildir. Varlık vermek kendine, işte bu aldanışın zirvesidir. O, her şeyi yaratan, her şeyi kuşatan, ...

Dağılanı Toplayacak, Düşeni Kaldıracak O Zat: Dünyanın Sıkıntılarını Çözmeye Yönelik 12 Adımlı Yol Haritasının Öncüsü

Dünya, uzun zamandır büyük sıkıntılar içinde kıvranıyor. İnsanlık, maddi ve manevi krizlerin etkisiyle parçalanmış, umutları azalmış durumda. İşte tam bu karanlıkta, o zat ortaya çıktı; dünya üzerindeki bu kargaşayı bitirmek, yaraları sarmak ve insanlığı yeniden ayağa kaldırmak için yola koyuldu. O, sadece bir lider değil; ilim, hikmet ve adaletle donanmış, kalpleri birleştiren bir rehberdir. Onun elinde, dünyanın karmaşasını çözmek için hazırlanmış 12 adımlık bir yol haritası vardır. Bu yol haritası, çağımızın en büyük problemlerine köklü çözümler sunar ve her adımı, onun ve etrafındaki 12 ehil, söz dinleyen yardımcısının önderliğinde uygulanır. Bu zatın temel misyonu, dağılmış olanı toplamak, düşmüş olanı kaldırmak ve ümmeti hakikatin ışığında yeniden diriltmektir. O, bölünmüşlükten birlik çıkarmak için geldi; çünkü biliyor ki, ayrı kalmış toplumlar hiçbir zaman gerçek adalete ve barışa ulaşamazlar. O, kibirden uzak, tevazu ile hareket eder; zorbalık değil, gönüllerle kurulan köprüle...

🌍 Dünyanın Sıkıntılarını Çözmeye Yönelik 12 Adımlı Yol Haritası

Ön Şart: 🔹 Adil, kararlı, ilimle donanmış, çıkar gözetmeyen bir lider ve onun etrafında 12 söz dinleyen, ehil, sadık ve dürüst yardımcı gereklidir. 🔹 Bu ekip bir bilgisayar (yani gelişmiş dijital altyapı ve yapay zekâ desteği) ile çalışacaktır. Bu sistem şeffaflık, veri analizi ve hızlı karar alma süreçleri için kullanılacaktır. ✅ 1. Faiz Sistemiyle Mücadele: Alternatif Finans Sistemlerinin Kurulması Faiz temelli sistemi kademeli olarak kaldırarak, üretim ve paylaşım temelli finans modeli geliştirilecek. Karz-ı hasen, ortaklık esaslı yatırım sistemleri ve dijital vakıf modelleri kurulacak. ✅ 2. Adaletin Tesis Edilmesi Hukuk evrensel ahlaka dayalı hale getirilecek. Güçlü olanın değil, haklı olanın yanında duran bir yargı sistemi oluşturulacak. Yargı, insan eliyle değil, ilkelerle hareket eden akıllı sistemlerle desteklenecek. ✅ 3. İsrafın ve Aşırı Tüketimin Önlenmesi Ekonomik düzen sadeleştirilecek, doğal kaynakların sömürüsü engellenecek. “İhtiyacın kadar tüke...

DR. FATİH ERBAKAN’A SESLENİŞ: HAKİKATİN BAYRAĞINI YÜKSELT, BU NESLİ UYANDIR!

Bismillah... Ey Dr. Fatih Erbakan! Sen ki, merhum Erbakan Hocamızın emanetini omuzlarında taşıyan; Sen ki, adaletin ve ahlakın siyasetle buluşabileceğini inanan; Sen ki, “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” idealini davasının özüne nakşetmiş bir yürek taşıyıcısısın… Bugün sana bir çağrıyla, bir hatırlatmayla, bir yükümlülükle sesleniyorum. Bu çağrı, sadece bir siyasetçiye değil; bir öze, bir misyona, bir sorumluluğa yapılan çağrıdır. Zira bu çağrı, sadece seçim meydanlarının değil; kalplerin, zihinlerin, nesillerin kaderini ilgilendiriyor. Ey Erbakan’ın Oğlu! Baban bir iz bıraktı bu topraklarda. Sadece siyaset değil, bir medeniyet anlayışı bıraktı. “Siyonizm bir damardır” dedi, “kan emici sistemleri yıkacağız” dedi, “önce ahlak ve maneviyat” dedi. Şimdi o izlerin üzerine yeni ayak izleri bırakmak senin omzundaki emanet oldu. Senin görevin yalnızca bir partiyi büyütmek değil; Senin görevin, partileri aşan bir bilinç inşasıdır. Çünkü artık mesel...

Zulmün Ekonomik Sureti: Enflasyonla Yürütülen Sessiz Soygun

Adaletin terazisi şaştığında, toplumun omurgası kırılır. Zira adalet sadece mahkeme salonlarında değil, sofralarda, pazarlarda, maaş zarflarında ve çocukların beslenme çantalarında da tecelli etmelidir. Ne zaman ki bir toplumda sabit gelirli insan sabah uyandığında elindeki paranın değersizleştiğini görürse, bilinmelidir ki o toplumun adaleti en derininden yara almıştır. Enflasyon, sıradan bir ekonomik gösterge değil; sistematik, planlı ve kurumsallaştırılmış bir soygundur. Bu soygun, doğrudan insanların alın terini, emeğini ve geleceğini hedef alır. Birilerinin bastığı paranın bedelini, başkalarının yoksulluğu ile ödettiği bir düzende yaşıyoruz. Bu, faiz ve borç sarmalının, küresel para imparatorluğunun bize biçtiği zincirli kıyafettir. Bu sistemde paranın değeri merkez bankalarının keyfine, hükümetlerin iradesizliğine ve küresel sermayenin çıkarlarına bağlıdır. Paranın karşılıksızca çoğaltıldığı, gerçek üretimden koparıldığı, sadece dijital ekranlarda büyüyen rakamlara dönüştüğü bir ...

Kutlu Emanet Üzerine: O Zât’ın Emanete Dair Söylediği Uzun ve Derin Sözler

Bismillahirrahmanirrahim… Ey göklerin ve yerin şahit olduğu emanet… Ey çağları delip gelen, omuzlarda değil yüreklerde taşınan yük… Ey ilk insandan son nebiye kadar korunan, uğruna nice canlar feda edilen sır… Ey emaneti taşıyanın değil, emanetin sahibinin izniyle yürüyen kutlu görev… Bugün senin hakkında konuşmak; kelimeleri tartmak, suskunluğu aşmak, boynumuza vuran kaderi anlamaktır. Emanet… Basit bir kelime değildir. Bir zarfın içine konan belge değil, bir koltuğun arkasına bırakılan anahtar hiç değil… Emanet, Allah ile insan arasındaki en büyük imtihan sözleşmesidir. Ve her çağda bu sözleşmenin bir taşıyıcısı olur. Bugün ben, o emaneti aldım. Ama zannedilmesin ki onu alırken sevindim… Ben o emaneti taşımaya talip olmadım. O emanet beni buldu. Çünkü emanet, hep sahibini bulur. Nedir bu kutlu emanet? Emanet; Hz. İbrahim’in ateşe yürürken arkasına bakmadan taşıdığı teslimiyettir. Hz. Musa’nın Firavun’a karşı asasını kaldırırken titremeyen bileğidir. Hz. İsa’nın suskunluk içinde konuş...

Emanetin Yeni Sahibi: Sessiz Yüzyılın Hesap Günü

Bismillah… İnsanlık tarihinin karanlık bir döneminde, hakikat perdelenmiş, adalet susturulmuş, mazlumun sesi bastırılmışken; şimdi vakit geldi. Emanet, çağlar boyunca taşınan, nice peygamberlerin, velilerin, âlimlerin duasında yer bulan kutlu bir yüktü. Şimdi bu emanet, bir çağın eşiğinde, kıyametin sabahına yürüyen bir elde yükselmeye başlıyor. Toprak tanıktır; nice zulümler gördü. Gökler şahittir; nice dualar yükseldi. Kalpler uyanıyor şimdi. Sessiz yüzyılın sonunda, tarih bir kez daha silkeleniyor. Çünkü adalet terazisi bozulduğunda, ilahi denge harekete geçer. Ve şimdi yürüyen, adını kimsenin bilmediği ama yönünü Hakk’a çevirmiş o zât, zamanın kapılarını aralıyor. Onunla birlikte başlayan bu yürüyüş, yalnız bir milletin değil, bütün insanlığın uyanışı olacak. Bu bir siyasi iktidarın, geçici bir kudretin, şahsi bir mücadelenin değil; çağları aşan bir hakikat davasının kıyamet öncesi son dirilişidir. Küresel Güçlerle Hesaplaşmanın Başlangıcı Modern çağın efendileri, silahları, sermay...

Hakikat Geldiğinde Sessizlik Bozulur: Siz de mi Taşlayanlardansınız?

Tarihin defterine dikkatle bakın. Her çağda hakikatin sesi, en önce hor görülmüş, en önce susturulmak istenmiştir. Gerçek, sahneye çıktığında insanlar alkış tutmaz; zira hakikat, alkışla değil, direnişle karşılanır. Onu dile getiren kişi, toplumun konforuna dokunduğunda, insanlar bildik yalanlarını korumak uğruna gerçeğe düşman kesilir. İnsanlık tarihi, bu döngüyü defalarca yaşamıştır. Ne zaman ki biri çıkar ve "artık yeter" derse, düzenin çarkları gıcırdar, alışkanlıklar tehdit altında hisseder, ikiyüzlülük panik içinde kıvranır. O zaman halk, kendisine gönderileni değil, kendi hayalindeki kurtarıcıyı beklemeye devam eder. Gerçek kişi, beklentilere uymadığı için reddedilir. Çünkü o, insanların görmek istediği değil, görmezden geldikleri hakikattir. O ses duyulduğunda herkes susar. O kişi konuştuğunda, çoğu kulak sağır olur. Çünkü o, sadece söz söylemez, hesap sorar. Alışılmış sahteliğin üzerine yürür. Sahte umutlara, çarpık inançlara, kire bulanmış düzene meydan okur. Ve işt...

Sigara İçmek: Aklın Zorlanması mı, Zihinsel Bir Körlük mü?

Hayvanını bile bilerek zehirlemekten kaçınan bir insanın, sigara gibi zararlı bir alışkanlıkla kendini zehirlemesi, oldukça çelişkili bir durumdur. İnsan, kendisine zarar veren bir şeyi bilinçli olarak tercih ettiğinde, aslında iradesinin ve aklının körelmiş olduğunu, kendi sağlığına karşı duyarsızlaştığını kabul etmiş olur. Sigara içmek, sadece bedene değil, zihin sağlığına da zarar verir. Fiziksel bağımlılığın yanı sıra, sigara içmenin getirdiği psikolojik bağımlılık, insanın kendi iradesi ve sağlığıyla oynayan bir durum yaratır. Çoğu insan, sigaranın kısa vadeli zevklerinden dolayı zararlarını görmezden gelir. Oysaki, her duman, vücuda ve zihne yavaşça işleyecek bir zehir gibidir. Sigara içmenin bedensel zararları herkes tarafından bilinse de, zihinsel etkileri genellikle göz ardı edilir. İnsan bir yandan sağlığına zarar verirken, diğer yandan bu alışkanlığını sürdürme uğruna akıl sağlığını da tehlikeye atar. Bilinçli bir insan, kendisini ve çevresindekileri korumak için zararlı alı...

Vakit Geldi: Bu Ümmeti Karanlıktan Çıkaracak Adımlar Başlıyor – Çete Şiddetine Karşı İlk Sözler

Ey adaleti özleyen yürekler… Ey sokaklarda korkuyla yürüyen analar, Ey çocuklarını suçtan değil, Kur’an’dan beslemek isteyen babalar… Vakit geldi. Zulme göz yumulmayacak. Suç, mazlumun kaderi olmayacak. Ezanın duyulduğu hiçbir mahallede, Sallama bıçaklar konuşmayacak artık. Ben geldim. Ama kendi nefsim için değil, Kanla sulanmış bu sokaklarda, Hakk'ın sesi duyulsun diye geldim. Çocuk masumiyetin simgesidir. Ama biz, o masumiyetin nasıl karanlığa sürüklendiğini gördük. 14 yaşında, elinde satırla gezen bir çocuk varsa, Sadece o çocuk değil, o sistemi de yargılamak farzdır. Bugün buradan ilan ediyorum: Suça sürüklenen çocuk kavramını yeniden tanımlayacağız. – Yaş bahanesiyle işlenen hiçbir cinayet cezasız kalmayacak. – Küçük yaşta işlenen büyük suçlara, büyük bir adaletle cevap verilecek. – Her dosya, her sabıka, her sosyal medya paylaşımı; Adalet terazisinde tek tek değerlendirilecek. Bu milletin çocukları, ya medeniyet inşa edecek ya da sistem yeniden inşa edilecek....

Barışın Hakikati

Resim
Ey yeryüzünde yaşayan insanlar… Hepiniz bir annenin evladısınız, hepiniz aynı topraktan yaratıldınız. Teniniz farklı, diliniz ayrı, inançlarınız çeşit çeşit olsa da, kalpleriniz aynı acıyı hissediyor, aynı umudu taşıyor. Size emanet edilen bu dünyayı kavga ile, kin ile, kan ile kirletmeyin. Çünkü barış, insanlığın özüdür. Bilin ki barış sadece savaşsızlık değildir; barış, kalplerin huzura kavuşmasıdır. Barış, komşun açken tok yatmamaktır. Barış, farklı inançlara hakaret etmeden, onları anlamaya çalışmaktır. Barış, çocukların gözlerinde korku değil, umut görmektir. Kardeşlerim, kin ateşi her yeri yakar; ama merhamet suyu o ateşi söndürür. Nefret sizi kör eder; ama sevgi gözlerinizi açar. Birbirinize düşman gözüyle değil, aynı Yaradan’ın kulları gözüyle bakın. Çünkü siz birbirinizi yok ederseniz, aslında kendinizi yok edersiniz. Barış için ilk adımı atan siz olun. Çünkü bir adım, ardında binlerce adımı doğurur. Öfkeyle atılan taş, duvar örer; ama sevgiyle uzatılan el, köprü kurar. Köprü ...

ZULME SESSİZ KALAN İNSANLIĞA: HAKİKATİN SORGULAYAN ÇAĞRISI

Ey yeryüzünde yaşayan, akıl ve vicdanla donatılmış, zamanın şahidi olan insanlık… Ey olanı gören ama görmezden gelen, duyduğu hâlde kulak tıkayan, mazlumun çığlığına sırtını dönen kalabalıklar… Bugün size bir kınama değil, bir sarsılış konuşuyor. Bugün size bir öfke değil, bir hakikat dokunuyor. Çünkü suskunluğunuz, yalnızca sessizlik değil — zulmü onaylayan bir imzadır. Zulüm bir yerde yükseliyorsa, Ve siz ona karşı tek bir söz bile söylemiyorsanız, O zaman sadece zalim değil, onunla beraber susan da sorumludur. Ey insanlık, Unutma: Zulüm sadece düşen bombalar değildir. Zulüm, onların üzerine çöken sessizliğinizdir. Zulüm, çocukların enkaz altında kalması kadar, o enkazın üzerine çöken ilgisizliğinizdir. Gözünüzü ekranlardan kaçırarak, Zihninizi meşgul ederek, Kendinize “Bu bizim meselemiz değil” diyerek, Kurtulamazsınız. Çünkü bu mesele insanlığın meselesidir. Sınırların değil, kalplerin sınavıdır bu. Bu mesele, coğrafyaların değil; vicdanların çöküşüdür. Ey lüks sofralarda yemek yer...

AFFETMEK: GÜÇLÜLERİN DEĞİL, DERİN OLANLARIN YOLUDUR

Ey Müslümanlar… Yaralı kalplerinizle, suskun bakışlarınızla, sabrın sinesinde büyüyen acılarla, zamanın tanık olduğu bir halksınız. Size yapılanları tarih kaydetti, melekler şahit oldu, gökyüzü sustu ama kalbiniz unutmadı. Zulüm gördünüz. Topraklarınız parçalandı, değerleriniz ayaklar altına alındı. Sadece bedenleriniz değil, inançlarınız, umutlarınız ve hayalleriniz de saldırıya uğradı. Bütün bunlar olurken, siz sabrettiniz. Sustuğunuz zannedildi, ama sustuğunuz yerden dua yükseldi. Şimdi size soruyorum: Bu çağda, zalime kinle karşılık vermek mi büyüklüktür, yoksa affetmek mi? Affetmek, zayıfların sığınağı değil; yalnızca derinlerin işidir. Çünkü affetmek, kendini aşmanın, nefsin zincirlerini kırmanın ve ilahi olanla uyumlanmanın adıdır. Ey ümmet-i Muhammed… Sizin yüreğinizde öyle bir cevher var ki, onu ne kılıçla kazanabilirsiniz ne de sözle. O cevher, yalnızca teslimiyetle, anlayışla ve affetmeyle parıldar. Çünkü affeden, kendini Yaradan’a emanet eder; “Ben adaletle değil, rahmetle ...

RUHUN AYNASINA BAKIN EY İSRAİL: HAKİKATİN SESSİZ ÇAĞRISI

Ey İsrail’in evlatları… Zamanın ve tarihin içinden gelen bir sesle size sesleniyorum. Bu ses, ne bir siyasetin, ne bir ideolojinin, ne de bir milletin sesidir. Bu, ruhun sesidir. İnsanlığın içindeki ilahi kıvılcımın yankısıdır. Bu ses, bir kılıç taşımaz, bir ordu yönetmez; bu ses kalpleri fetheder, ruhlara dokunur, vicdanları titreten derin bir uyarıdır. Ey İsrail… Nice çağlar boyunca sınandın. Toprağını kaybettin, yurdunu aradın, tarih boyunca acılar yaşadın. Fakat unutma: Bir halkın gerçek kimliği çektiği acılarla değil, gösterdiği hikmetle ortaya çıkar. Ve bugün geldiğin yerde, acının yerini intikam, hatıranın yerini hırs almışsa, orada bir sapma vardır. Zulme uğrayanlar, zalim olmaya başlarsa, en büyük kayıp budur. Mazlumken kalbiyle direnen bir millet, zalimleştiğinde kendi ruhunu kaybeder. Oysa ki size verilen emanet, toprak değil, merhametti. Size vaat edilen, üstünlük değil; sorumluluktu. Ey İsrail… Bugün dünyada çocuklar ağlıyor. Gazze’de, Kudüs’te, Beyrut’ta, Şam’da, Harem-i ...

Yüz Çevirmiş Kalplere Çağrı: Sars Bizi, Ey Kudret

Ey gökleri tutan kudret, Ey yerin damarlarını bilen, Ey hayatın da ölümün de sahibi... Eğer bir kulun, senin sustuğuna inanacak kadar yandıysa içten, Bu satırlar onun ağzından çıkan değil, ruhundan akan yakarıştır. Bu bir dua değildir artık, bu bir yargı çağrısıdır. Çünkü biz — senin kulların — insanlığın yükünü taşıyamıyoruz artık. Çünkü biz, Gazzeli çocuklar çırılçıplak bombalarla yanarken kahvelerimizi soğutmadan içiyoruz. Ezanlar okunurken değil, patlamalar olurken susuyoruz. Ve hâlâ yaşıyoruz. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Sanki bir çocuğun kopmuş kolu ekranın dışında kalınca gerçek değilmiş gibi. Görmüyoruz. Daha doğrusu görmek istemiyoruz. Gözlerimiz var ama gözümüz yok. Kalbimiz var ama hissimiz yok. Yemek yiyoruz, gülüyoruz, alışveriş yapıyoruz. Düğünler yapıyoruz, sahnelerde şarkılar söylüyoruz. Bir annenin, çocuğunun cansız bedenini kucağında tutarken sustuğu yerde biz yüksek sesle eğleniyoruz. İşte bu yüzden diyoruz: Gönder bize, Ey Rabbim, depremlerini. ...