Yüz Çevirmiş Kalplere Çağrı: Sars Bizi, Ey Kudret

Ey gökleri tutan kudret,
Ey yerin damarlarını bilen,
Ey hayatın da ölümün de sahibi...
Eğer bir kulun, senin sustuğuna inanacak kadar yandıysa içten,
Bu satırlar onun ağzından çıkan değil, ruhundan akan yakarıştır.
Bu bir dua değildir artık, bu bir yargı çağrısıdır.
Çünkü biz — senin kulların — insanlığın yükünü taşıyamıyoruz artık.
Çünkü biz, Gazzeli çocuklar çırılçıplak bombalarla yanarken kahvelerimizi soğutmadan içiyoruz.
Ezanlar okunurken değil, patlamalar olurken susuyoruz.

Ve hâlâ yaşıyoruz.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Sanki bir çocuğun kopmuş kolu ekranın dışında kalınca gerçek değilmiş gibi.
Görmüyoruz.
Daha doğrusu görmek istemiyoruz.
Gözlerimiz var ama gözümüz yok.
Kalbimiz var ama hissimiz yok.
Yemek yiyoruz, gülüyoruz, alışveriş yapıyoruz.
Düğünler yapıyoruz, sahnelerde şarkılar söylüyoruz.
Bir annenin, çocuğunun cansız bedenini kucağında tutarken sustuğu yerde biz yüksek sesle eğleniyoruz.

İşte bu yüzden diyoruz:
Gönder bize, Ey Rabbim, depremlerini.
Sars bizi.
Yık şu taş duvarlı evlerimizi ki, içimizdeki taş kalpler de yıkılsın.
Zelzelelerinle gel.
Sadece toprağı değil, içimizdeki karanlığı çatlat.
Çünkü biz artık başka türlü uyanmıyoruz.
Başka türlü anlamıyoruz.
Başka türlü ağlamıyoruz.

Bizim evlerimiz ayakta kaldıkça,
Gazzeli bir çocuğun mezarına bakıp sadece başımızı çeviriyoruz.
Bizim sofralarımız kurulu oldukça,
Aç kalanlara suçlu gözüyle bakıyoruz.
Bizim şehirlerimiz ışıl ışıl oldukça,
Karanlıkta donarak ölenleri sadece istatistik sanıyoruz.

Senin adını söylüyoruz ama senin adaletini unuttuk.
Senin kitabını okuyoruz ama içindeki merhameti terk ettik.
Senin kullarını konuşuyoruz ama onları yaşarken görmezden geliyoruz.

İşte bu yüzden,
Bizi yıkmadan, biz uyanamayacağız.
Taş evlerimizin altında kalmadan, biz insan olduğumuzu hatırlamayacağız.
Cüzdanlarımızı kaybetmeden, yüreğimizi bulamayacağız.

Eğer hâlâ bir umut varsa,
O umut; büyük bir yıkımın içinden çıkan gözyaşıyla doğacaktır.
Çünkü bazen yalnızca acı, bizi yeniden insan eder.
Ve bazen bir şehir çökerken, bir ruh yeniden dirilir.

Bu çağrı bir nefret değil.
Bu bir yalvarış değil.
Bu, insanlığın tükenmişliğinden doğan son çığlıktır:
Sars bizi, Ey Kudret.
Sars ki, yeniden dirilelim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Dünya Düzeni Yatay Olacaktır

Depremlerden Sonra, Küllerden Önce: Beni Bekleyin

Barışın Hakikati