DR. FATİH ERBAKAN’A SESLENİŞ: HAKİKATİN BAYRAĞINI YÜKSELT, BU NESLİ UYANDIR!
Bismillah...
Ey Dr. Fatih Erbakan!
Sen ki, merhum Erbakan Hocamızın emanetini omuzlarında taşıyan;
Sen ki, adaletin ve ahlakın siyasetle buluşabileceğini inanan;
Sen ki, “Yaşanabilir Bir Türkiye”, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” idealini davasının özüne nakşetmiş bir yürek taşıyıcısısın…
Bugün sana bir çağrıyla, bir hatırlatmayla, bir yükümlülükle sesleniyorum.
Bu çağrı, sadece bir siyasetçiye değil; bir öze, bir misyona, bir sorumluluğa yapılan çağrıdır.
Zira bu çağrı, sadece seçim meydanlarının değil; kalplerin, zihinlerin, nesillerin kaderini ilgilendiriyor.
Ey Erbakan’ın Oğlu!
Baban bir iz bıraktı bu topraklarda.
Sadece siyaset değil, bir medeniyet anlayışı bıraktı.
“Siyonizm bir damardır” dedi, “kan emici sistemleri yıkacağız” dedi, “önce ahlak ve maneviyat” dedi.
Şimdi o izlerin üzerine yeni ayak izleri bırakmak senin omzundaki emanet oldu.
Senin görevin yalnızca bir partiyi büyütmek değil;
Senin görevin, partileri aşan bir bilinç inşasıdır.
Çünkü artık mesele oy değil, ontolojidir.
Artık mesele iktidar değil, insanlığın istikbalidir.
Dünya çöküyor, insanlık tükeniyor, değerler lime lime ediliyor.
Adalet saraylarda değil, sokakta çiğneniyor.
Mazlumlar sabrın eşiğinde, zalimler ise kibir sarhoşluğunda…
Ve bu karanlık içinde bir ışığa, bir sese, bir dirilişe ihtiyaç var.
Senin sözlerin, sadece bir kitleye değil;
Bütün insanlığa dokunmalı.
Senin vizyonun, sadece kalkınmayı değil;
Kalpleri ve vicdanları diriltmeyi hedeflemeli.
Ey Erbakan’ın Varisi!
Bugün, insanlık bir yol ayrımında.
Zulmün sistemleştiği, tüketimin tapındığı, maneviyatın unutturulduğu bir çağda yaşıyoruz.
Bu çağın sesini, bu çağın çağrısını yükseltecek yürekler aranıyor.
Ve sen, o yüreklerden biri olmak için tüm imkanlara sahipsin.
Senin siyaset dilin; öfkeyi değil merhameti, kutuplaşmayı değil kardeşliği,
Menfaati değil hakikati temel almalı.
Çünkü bu çağrı; bir siyasi ajandaya değil, bir fıtrata, bir emanete yapılan çağrıdır.
Senin kürsülerden yükselen sesin;
Sadece ekonomi politikaları değil,
Toprakta bitmeyen gözyaşlarını, savaşlarla parçalanmış coğrafyaları,
Ahlaksızlıkla şekilsizleştirilmiş nesilleri de dert edinmeli.
Bugün sadece Türkiye’ye değil, insanlığa önderlik etmek zorundasın.
Çünkü hakikat bekliyor.
Çünkü insanlık çağrılmayı bekliyor.
Ve bu çağrının karşılık bulacağı yüzlerden biri sensin.
Ey Fatih Erbakan!
Bu çağrıyı unutma.
Bu, sana verilen siyasi bir tavsiye değil;
Taşıman gereken bir emanetin, üstlenmen gereken bir sorumluluğun hatırlatılmasıdır.
Adaletin, kardeşliğin, hakkaniyetin, ahlâkın ve ilmin bayrağını yükselt.
Sadece “muhalefet” etme, “medeniyet inşa et.”
Sadece “eleştir”me, “alternatif bir gelecek üret.”
Çünkü bu dünya, artık kurtuluş bekliyor.
Bu millet değil, bu defa insanlık bekliyor.
Söz sana düştü.
Emanet sana verildi.
Yol açık, hakikat ortada.
Kalk, silkelen, yürü!
Ve unutma:
Bu çağrı, bir davanın değil, insanlığın son uyarısıdır.
Ya şimdi diriliriz…
Ya da hep birlikte kaybederiz.
Yorumlar
Yorum Gönder