Bütün Türkiye İçin: Yeni Bir Başlangıca, Adaletle ve Kalpten Bir Dönüşüme Çağrı

 Ey bu topraklarda doğan, yaşayan, bekleyen, yanan, susan ve konuşan herkes,

Ey kimliği, inancı, dili, mezhebi ne olursa olsun,
Ey ötekileştirilmişler, görmezden gelinenler, susturulmuş ama unutmayanlar,
Ey iktidar için değil, vicdan için yaşayanlar…

Sana sesleniyorum.
Çünkü artık mesele bir bölgenin, bir halkın, bir kimliğin değil.
Mesele artık bir bütünün kaderi.
Ve bu bütünün adı Türkiye.

Evet, biz bu ülkeyi dönüştürmek istiyoruz.
Ama ne bir bayrak indirerek,
ne de bir kimliği bastırarak.
Ne bir geçmişi reddederek,
ne de bir halkı silerek.

Biz bu ülkeyi, kalpten kalbe dönüştürmek istiyoruz.
Korkudan güvene,
baskıdan adalete,
suskunluktan katılıma,
dayatmadan birlikte karara geçirecek bir yolculuk bu.

Çünkü bu topraklar, ne kadar parçalanmış olsa da
kalpler hâlâ aynı yürekle atabilir.
Ve bu dönüşüm, işte o yürekten başlayacak.


Ey bu ülkenin insanı,
Artık yeter.
Birbirimizi tanımadan konuşuyoruz.
Birbirimize kulak vermeden karar alıyoruz.
Birbirimizin acısına dokunmadan gelecek kurmaya çalışıyoruz.

Ama bu sürdürülemez.
Bu bizi sadece uçuruma götürür.

Biz, Türkiye’de herkesin kendini bulabileceği,
kimsenin dışlanmadığı,
herkesin bir halk, bir birey, bir yurttaş olarak onurla yaşadığı
yeni bir Türkiye istiyoruz.

Bu, “yeni bir sistem” demek değildir sadece.
Bu, yeni bir ahlakyeni bir siyasetyeni bir dil demektir.


Yeni Türkiye;

– Merkezîyetçiliği sorgulayan, yerel sesi duyan,
– Devleti halktan üstün değil, halkla birlikte düşünen,
– Kimlikleri silmeye çalışan değil, kimlikleri tanıyan,
– Gücü paylaşan, korkuyla değil, güvenle yöneten bir Türkiye olacaktır.

Bu Türkiye’de;
bir Kürt korkmadan konuşacak,
bir Alevi kendi inancıyla görünür olacak,
bir dindar hor görülmeyecek,
bir seküler dışlanmayacak,
bir kadın susmayacak,
bir genç “bize ne oluyor” demeyecek.

Bu Türkiye’de;
geçmişle yüzleşmek suç değil,
erdem olacak.
İnkâr değil, kabul olacak.
Özür değil, onarım olacak.

Ve bu Türkiye, tepeden inmeyecek.
Yandan kurulacak.

Çünkü artık bu ülkeyi yukarıdan inen emirlerle değil,
yan yana duran insanların birlikte kuracağı
bir irade dönüştürecek.


Ey halk,
Bu çağrı sana karşı değil,
senin içinden yükseliyor.

Çünkü biz biliyoruz ki:
Gerçek dönüşüm, seçimlerle değil,
kalple olur.
Sandıkla değil, sadakatle.
Göstermelik temsille değil,
hakiki katılımla.

Türkiye’nin dönüşümü;
bir şahsın vaadiyle değil,
halkın kararlılığıyla gerçekleşecek.
Ve o halk artık uyandı.
Sadece bir kesim değil,
tüm kesimler.

Artık hiçbir acı gizlenemez.
Hiçbir kimlik saklanamaz.
Hiçbir ses susturulamaz.


Biz bu ülkeyi;
yıkarak değil,
onararak dönüştüreceğiz.
Kinle değil,
vicdanla.
İntikamla değil,
adaletle.
Üstünlükle değil,
eşitlikle.

Bu bir hayal değil.
Bu bir zamanın meselesi.
Ve o zaman şimdi.
Tam şimdi!

Halklar arasında gerçek bir barış,
kimlikler arasında hakiki bir tanınma,
kuşaklar arasında dürüst bir yüzleşme olmadan
hiçbir gelecek inşa edilemez.

Biz işte bunu biliyor ve bunu istiyoruz:
Tüm Türkiye’nin onarıcı, adil, katılımcı bir ruhla yeniden doğmasını.

Bu çağrı, sadece bir grubun değil,
herkesin çağrısıdır.
Bu söz, bir kişinin değil,
halkın sesidir.

Ve bu ses kesilmez artık.
Bu ses geri dönmez.
Bu sesle birlikte,
Türkiye değişir.

Sen de gel.
Sen de duy.
Sen de katıl.
Çünkü bu yeni dünya, artık yukarıdan değil,
yandan kuruluyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Dünya Düzeni Yatay Olacaktır

Depremlerden Sonra, Küllerden Önce: Beni Bekleyin

Barışın Hakikati