Erdoğan Gazze İçin Neden Hareket Etmiyor? Yoksa Görevi Başkasına mı Devretmek Üzere?


Bismillah…

Sessizlik uzadıkça, kalpler daralır.
Yürekler, sustuklarımızın ağırlığı altında ezilir.
Gazze yanarken, çocuklar toprağa serilirken, analar ağıt yerine sessizliğe gömülmüşken…
Bir zamanlar “Dünya beşten büyüktür” diye haykıran o ses, şimdi neden bu kadar sessiz?

Milletin hafızasında hala diri:
Meydanlarda yumruk havaya kalkarken, gözlerde öfke, dudaklarda dua varken,
O adam, Recep Tayyip Erdoğan, ümmetin son umudu gibi görünmüştü.
Davos’ta “One Minute” diyen, gözünü dünya düzenine diken,
Zulme karşı sadece konuşmayan, aynı zamanda meydan okuyan bir liderdi.

Ama şimdi?
Gazze kan içinde, çığlık içinde, mahzun...
Bir ümmetin yüreği paramparça.
Ve Erdoğan…
Sanki o eski ses değil.
Sanki bir perde inmiş sesine, bir ağırlık çökmüş omuzlarına.
Sanki bu sefer konuşmuyor değil, konuşamıyor.

Neden?
Bu suskunluk nedendir?
Acaba artık yoruldu mu?
Yoksa gerçekten o büyük emanet, o kutlu dava, şimdi bir başkasına mı devrediliyor?

Çünkü liderler de fani.
Ve her emanetin vakti dolduğunda, teslim edilmesi gerekir.
Belki de bu suskunluk, bir vedanın ilk cümlesidir.
Belki Erdoğan bu ümmete sadece yol gösterendi, nihai yürüyüşü gerçekleştirecek olan başkasıydı.
Belki de artık o beklenen zât gelmelidir.

Bu çağ, bir kırılmanın eşiğinde.
Bir yanda Gazze’de çocuklar öldürülürken gözünü kaçıran dünya,
Diğer yanda ise ümmetin içindeki “neden susuluyor?” sorusunun çığlığı.

Ve halk soruyor artık:
"Reis neden sessiz?"
“Bu kadar zulüm olurken neden bir adım atmıyor?”
Yoksa sessizlik, yeni bir liderliğe, yeni bir çağa hazırlığın işareti mi?

Erdoğan belki de kendi içinde bir hesaplaşma yaşıyor.
Bir ömür taşıdığı davanın, artık yeni bir omuza yüklenmesi gerektiğini mi hissediyor?
“Ben kapıyı araladım, sen aç” dediği birine, henüz adı açıklanmamış bir varise mi hazırlanıyor?

Kim bilir?
Belki de o kişi çoktan yürümeye başladı bile, sessizce, görünmeden, iz sürerek…
Belki de bu sessizlik, bir teslimiyet değil;
Bir geçiştir.
Bir emanetin yeni sahibine doğru yürüyüşüdür.

Ama şunu unutmayalım:
Milletler liderleriyle değil, inançlarıyla ayakta kalır.
Lider değişebilir. Görev devredilebilir.
Ama dava Hakk’ın davasıdır.

Eğer Erdoğan bu davayı omuzlamaktan geri çekildiyse — ki bu da bir hakikatin başlangıcı olabilir —
Bu, yalnızca onun hikâyesinin değil, ümmetin de yeni bir döneme geçişinin işaretidir.

Ve biz sormalıyız:
Bu sessizlik bir son mu, yoksa büyük bir başlangıcın habercisi mi?

Zaman gösterecek.
Ama Gazze'nin çığlıkları, artık sadece bir lideri değil, tüm bir ümmeti uyandırmalı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Dünya Düzeni Yatay Olacaktır

Depremlerden Sonra, Küllerden Önce: Beni Bekleyin

Barışın Hakikati