🕯️ Ey Dostlarım, Soframa Bu Akşam Oturmayın: Bugün Misafirim Gazze'dir
Ey dostlarım,
Bugün orucumu açarken soframa sizi çağırmıyorum.
Kırgın değilim…
Ama bu akşam soframda başka misafirlerim var.
Bugün yüreğim onları ağırlayacak:
Gazze’deki çocuklar, anneler, babalar…
Yıkık duvarların ardından hâlâ dua eden eller…
Taşların altından çıkan sessiz ağıtlar…
Soframı onlara açtım bu akşam.
Çünkü bu iftar, tok olanlarla değil;
aç olanların hatırasıyla yapılmalıydı.
Çünkü suskunlukla yenen bir lokma,
bin sözden daha kıymetlidir bazen.
**
Ey dostlarım,
Siz güzel gülüşlerinizi, tatlı sözlerinizi alın bu akşam yanınıza.
Bu akşam soframda tebessüme yer yok.
Çünkü Gazze'de toprağa gömülen çocukların gözleri, hâlâ açık.
Siz o çaydanlıkla gelmeyin bu defa.
Çünkü bu akşam çay değil, gözyaşı içeceğim.
Siz o tatlı tabaklarını saklayın.
Çünkü bu akşam ağzım değil, kalbim buruk.
Siz o neşenizi erteleyin.
Çünkü bu akşam soframa neşe değil, yıkıntılar oturacak.
Gazze’nin yetimi sessizce bir köşede duracak.
Bir annenin aç karnına ettiği dua tabağımda olacak.
**
Ey dostlarım,
Bugün soframda kalabalık var,
ama kimse konuşmuyor.
Çünkü suskunluk burda bir dildir.
Ve ben bu dili öğrenmeye çalışıyorum.
Bugün soframda bir baba oturuyor mesela;
eliyle çatal tutmuyor, çünkü eli yok artık.
Yanında bir çocuk var;
ekmeğe değil, yanındaki boş sandalyeye bakıyor.
Ve bir kadın…
O sadece bir sandalye değil, bir mezar taşı arıyor sofrada.
**
Ey dostlarım,
Anlayın beni.
Sizden değil, halinizden değil,
zamanın ruhundan incindim.
Bu akşam yalnız olmak istemedim,
ama gülüşlerinizi de taşıyamadım.
Bu akşam kalbim o kadar dolu ki,
bir selam bile fazla gelir.
**
Bu bir davet değil, bir vedadır bu akşam.
Sofram boş değil — hiç olmadığı kadar dolu.
Ama oturanlar konuşmuyor.
Gözleri var, ama yaşsız.
Ellerini uzatıyorlar tabağa değil;
bir merhamete, bir duaya, bir anlayışa...
**
O yüzden dostlarım,
Bu akşam gelmeyin.
Soframda size yer yok değil,
ama yeriniz bir başka sofraya ayrıldı.
Bugün yüreğimin ayırdığı tabak,
Gazze’nin yitip giden umutları için hazırlandı.
**
Belki bir gün,
birlikte yine gülerek otururuz sofraya.
Ama o gün,
Gazze’nin çocukları da gülebilirse olur bu.
O güne kadar,
bu akşam gibi nice akşamlar sizi çağırmayacağım.
Çünkü bu oruç,
sadece aç kalmak değil;
doymamayı seçmekti.
Ve bu iftar,
sadece yemek değil;
şahitlik soframdır bu gece.
🕯️
Bu akşam soframda Gazzeli çocuklar var.
Ve onlar doymadan, ben doyamam.
Siz de anlıyorsunuzdur, değil mi?
Paylaşan: Habib Üstün
Yorumlar
Yorum Gönder