Ey Halk! Uyanın, Hakikat Sizi Çağırıyor
Ey Anadolu halkı, ey bu toprakların çocukları, ey yüzyıllar boyunca zulme karşı direnmiş, nice fırtınaları aşmış yüce millet!
Sizi çağırıyorum…
Sesimi duyan varsa, kalbi hâlâ kararmamışsa, nefsi sustuğunda ruhuyla düşünebilen varsa, şimdi kulak versin bu çağrıya. Çünkü zaman geldi; çünkü perdeler kalkıyor; çünkü oyun büyüdü.
Siz hâlâ zannediyor musunuz ki bu olanlar basit bir siyaset mücadelesidir?
Siz hâlâ sanıyor musunuz ki Erdoğan, sadece iktidarda kalmak için mücadele ediyor?
Sanıyorsanız, aldanıyorsunuz. Aldanıyor ve aldatılıyorsunuz.
Çünkü bu mücadele, sandıkla izah edilemeyecek kadar derindir.
Bu, hak ile batılın, mazlum ile zalimin, inanan ile saptıranların savaşıdır.
Ve bu savaşın cephesi yalnızca sınırlarımızda değil; kalplerimizde, zihinlerimizde, evlerimizde, çocuklarımızın geleceğinde kurulmuştur.
Ey Halk!
Recep Tayyip Erdoğan bugün yalnız değildir.
Sadece meclistekilerle değil, bu milletin kaderini omuzlamış olan görünmeyen ordularladır.
Savaş cephede değil ama savaş vardır. Ve Erdoğan bu savaşın farkındadır.
O yüzden susturuyor bazı sesleri. Çünkü bu sesler özgürlük değil, fitne taşıyor.
O yüzden bastırıyor bazı kolları. Çünkü bu kollar adalet değil, ihanet taşıyor.
O yüzden yön değiştiriyor, yollar kapatıyor, yeni kapılar açıyor. Çünkü eski yollarla bu milleti var edecek olan yeni çağ geçilemez.
Sizden saklanan çok şey var, ama bir gerçek apaçık ortadadır:
Bu milletin yükselişinden korkanlar, onu içinden çökertmeye çalışıyor.
Batı, o eski oyunlarıyla yine sahnede. Sözde müttefikler, dost suretindeki düşmanlar, içerideki taşeronlar… Hepsi aynı masaya dizildi.
Ve Erdoğan, işte bu masayı yıkmak için ayağa kalktı.
Ama tek başına değil…
Çünkü bu yük, sadece bir adamın değil, uyanmış bir milletin omuzlaması gereken bir kaderdir.
Ey Halk!
Uyanmazsanız, çürüyeceksiniz.
Görmezseniz, yutulacaksınız.
Dua etmez, anlamaz, direnmezseniz; tarihin en ağır pişmanlığıyla sınanacaksınız.
Zannetmeyin ki bu çağın Firavunları baston taşır, saraylarda yaşar.
Hayır, onlar ekranlarınızda, telefonlarınızda, sosyal medyada, alışkanlıklarınızda gizlidir.
Ve bu çağın mücadelesi, sadece zulme karşı değil; gaflete, tembelliğe, körleşmiş akla karşıdır.
Ben size bir liderin propagandasını yapmıyorum.
Ben size Erdoğan’ı değil, onun üzerinden yürüyen hakikati anlatıyorum.
Çünkü o, rüzgârın önünde eğilmeyen bir çınar gibi, bu milletin yıkılmaması için kök salmış bir iradeyi temsil ediyor.
Ve siz hâlâ “neden böyle yapıyor” diye sorarken, o sizin bilmediğiniz planlara karşı gece gündüz savaş veriyor.
Ey Halk!
Yarın çok geç olabilir.
Bu çağrı size; uyananlara değil, henüz uyuyanlara.
Göremeyen gözlere, duymayan kulaklara, katılaşmış kalplere…
Silkinin!
Zincirlerinizi kırın!
Sadece aklınızla değil, kalbinizle bakın.
Erdoğan’a değil, onun taşıdığı yükün arkasındaki mana’ya bakın.
Bu sadece bir adamın yürüyüşü değil; bu, ümmetin sesi, mazlumun duası, ecdadın vasiyetidir.
Bu yol, kanla, alın teriyle, sabırla açılmıştır.
Ve bu yolda yürüyenler, ne alkış bekler ne teşekkür.
Onlar sadece Allah’ın rızasını ister, hakikatin yerini bulmasını ister.
Ey halk!
Ya bu kervana katılırsınız…
Ya da kıyamet sabahı, “Biz uyuyorduk” deme pişmanlığını yaşarsınız.
Ben çağırdım.
Duyan varsa, kalksın.
Susmasın, unutmasın, dua etsin.
Çünkü bu millete sevdalı olanlar için suskunluk artık bir ihanettir.
Yorumlar
Yorum Gönder