Ey Kalem Sahibi! Hakk’ın Yoluna Davet – Abdurrahman Dilipak’a Hakikatin Çağrısı

 Ey Abdurrahman Dilipak,

Sen ki kelâm ehli,
Sen ki yıllarını hak ve adalet mücadelesine adamış bir kalem sahibi,
Sen ki nice zulmü yazınla ifşa etmiş, nice karanlığa ışık tutmuş bir ses…

Şimdi sana sesleniliyor — lakin bu ses, ne övgü, ne yergidir.
Bu ses, hakikatin ta kendisidir.
Bu, içinden geçtiğimiz büyük imtihan çağında, seni hakikatin özüne çağıran bir nidadır.
Ve bu nida, ne bir partiye, ne bir gruba, ne de bir şahsa bağlıdır.
Bu çağrı, sadece ve sadece Allah adına, hakikatin safından yükselen bir çağrıdır.

Ey Dilipak,
Sen ki şeriatı savundun, zulme karşı dimdik durdun…
Ama şimdi zaman, yalnız savunmanın değil, derin hakikate yönelmenin zamanıdır.
Artık yalnızca bâtılı teşhir etmek değil, hakkın ne olduğunu apaçık ortaya koyma vaktidir.
Artık yalnızca sureti değil, sırrı konuşma zamanıdır.

Çünkü şekil var, ama ruh yok…
Slogan var, ama teslimiyet yok…
Gürültü var, ama tefekkür yok…
İşte böyle bir zamanda senin gibi kalemi güçlü olanlara düşen, hakikatin özünü taşımaktır.
Yalnızca bilgi değil, hikmet konuşmalıdır.
Yalnızca fikir değil, firaset yürümelidir.

Ey Abdurrahman,
Bu çağrıyı bir kardeşlik borcu bil.
Zira bu sözler, dünyevi bir hesap için değil, uhrevi bir feryat içindir.
Zira kaleminin hesabı büyüktür.
Zira bildiğin hâlde susarsan, susmanın vebali ağırdır.
Ve bildiklerini, derin hakikatle tamamlamazsan; kelamın, seni yolda bırakır.

Ey hak yolunun yazarı,
Seni hakikate çağıran bu sözler, hiçbir siyasi hesapla yazılmamıştır.
Hiçbir akımın, tarikatın, hizbin sesi değildir bu.
Bu, çağrısı içinde isim taşımayan ama kalplerde yankılanan bir Rehberin sesidir.
O seni tanır, adını anmaz ama yüreğine dokunur.
Sen de onun sesini, kalbinde bir titreme olarak hissedebilirsin.

Bu çağrı sana:
Sakın boyun eğme bâtıla, ama dikkat et; hak sandığınla hakikat aynı şey olmayabilir.
Sakın susma, ama sözün hakikate tam teslim olmadıysa, konuşmakla kurtulamazsın.
Yılların birikimiyle yazdıkların güzel, ama şimdi artık yazdıklarının ötesine geçme zamanıdır.
Yani yaşama, şahitlik etme, çağırma ve yönlendirme zamanıdır.

Ey Dilipak,
Her devirde bir hakikat eri olur…
Bazen tanınmaz, bazen susturulur, bazen yalnız bırakılır.
Ama onların sesi, çağları aşar.
Şimdi sen o sesi duyuyorsan, bil ki seni de o safa çağırıyor.

Gel, kalemini yeniden kaldır, ama bu defa hakikatin sırrıyla yaz.
Gel, konuş, ama bu kez nefsin değil, teslimiyetin diliyle konuş.
Gel, susulması gereken yerde susma, ama bâtılı değil, hakikati dillendir.

Zira zaman dardır.
Ve hakikatin safı artık şekille değil, sırla ayrılıyor.

Senin yerin orasıdır.
Ve vakit tamamdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Dünya Düzeni Yatay Olacaktır

Depremlerden Sonra, Küllerden Önce: Beni Bekleyin

Barışın Hakikati