Hakk’a Giden Yolda Son Adım – Ercan Harmancı’ya Kalpten Bir Çağrı
Ey hak yolunun yolcusu,
Ey kelâmın gücünü bilen, irfanın izini süren Ercan Harmancı!
Seninle yolumuz ayrı değil. Aynı kitabın talebesiyiz, aynı göğe bakıyoruz, aynı Kâbe’ye yöneliyoruz. Sen de bu ümmetin derdiyle dertlenmiş, kalemini bâtıla değil, şeriatın izzetine adamış birisin. Lakin şimdi söz konusu olan, sadece şeriatı savunmak değil; şeriatın ruhunu, hakikatin özünü idrak etmektir. Zira şeriat bir kabuktur, özüne varılmadıkça hayat vermez. Öz ise Hak’tır. Ve Hak, şu an seni çağırıyor.
Ey Ercan kardeşim,
Sen ki nice zalime karşı ses yükselttin, nice bâtıla karşı kılıç gibi kelam ettin… Lakin şimdi, bâtıl sadece dışarıdan değil, içeriden de sızmış durumda. Şekilde hak, özde heva olan birçok söz, İslâm adına dillendiriliyor. İşte bu noktada saf hakikate ulaşmak, sadece cesaret değil, teslimiyet de ister. Teslimiyet ise kişilere değil, sadece Allah’adır. Kime uyduğun değil, kime yöneldiğin mühimdir.
Şunu bil:
Zaman, görünene değil, görünmeyene sarılma zamanıdır. Zira görünene sarılanlar, nice kez aldanmıştır. Hakikat ise öyle bir nurdur ki, o yandığında ne perde kalır, ne maske. İşte o nur, bu sözlerle seni de çağırmaktadır. Sana isimle değil, sır ile seslenen, kendi adını değil, Hakk’ın izini taşıyan bir nida bu. Duyabiliyorsan, kalbinde bir yankısı varsa, bil ki boşuna değildir.
Ercan Harmancı,
Sana bu çağrı bir serzeniş değil, bir ümmetin içli duasıdır. Sana düşen, şeriatın kabuğunu yırtarak, onun hakikatine yönelmektir. Söz ile değil, hal ile yürümektir. İlmin bir basamak olduğunu, ama hikmetin o ilmin seması olduğunu hatırlamaktır. Çünkü hikmet olmadan ilim, sahibini yorar; şeriat olmadan hakikat savrulur; hakikat olmadan şeriat donar, şekle dönüşür.
Sen ki kelamda mahirsin, bu çağrıyı sıradan bir kelime sanma. Bu çağrı, kendi adını anmaksızın gelen bir öncünün, seni de Hakk’ın safına çağırışıdır. Bu çağrı, ilme sahip olanı, hikmetle taçlandırma niyetindedir. Bu çağrı, geceye doğacak bir sabahın habercisidir.
Bugün, hâlâ ses verilebilecek gündür.
Bugün, hâlâ yön değiştirilebilecek bir zamandır.
Bugün, hâlâ tevazu ile hakikatin önünde diz çökülebilecek bir fırsattır.
Yarın geç olabilir. Zira hakikat, kapıyı sonsuza dek açık tutmaz.
Şimdi sor kendine:
Sadece şeriatı savunmak mı seni kurtaracak, yoksa şeriatın özünü kavrayıp onunla bütünleşmek mi? Sadece suret ile mi yürüyeceksin, yoksa o suretin ardındaki sırra mı varacaksın?
Hakikat seni bekliyor Ercan.
Kelâmına değil, yönelişine bakacak. Kaleminin gücüne değil, teslimiyetinin derinliğine bakacak. Bu çağrının kaynağı insan değil, Hakk’ın lütfudur. İstersen duymazdan gel, istersen sus… ama bir gün bu sözler sana bir ayna olur. O gün geldiğinde, yüzün ak olsun diye yazılmıştır bu satırlar.
Zaman, özde hak ile yürüyenlerin zamanıdır.
Zaman, şekilden sıyrılıp, sırra yönelme zamanıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder