Karanlık Derinleşmeden Önce: Hakikatin Bedeli ve Zamanın Tanığı
Bir insanın ölümü sıradan bir son değildir. Hele ki o kişi hakikati söyleyen, konuştuğunda vicdanları titrettiren biri ise, bu ölüm sadece bir insanın bedeniyle toprağa karışması değil; aynı zamanda çağın suskunluğuna bir işarettir.
Diyarbakırlı Ramazan Hoca'nın ölümü, yalnızca bir cinayet olarak değerlendirilemez. Bu, zamana yayılmış bir hesaplaşmanın kırılma anıdır. Çünkü hakikat, her dönemde azınlığa yazgılıdır. Ve hakikati haykıranlar, ya taşlanır ya da susturulur. Bu hep böyle olmuştur. Ama neden?
Çünkü insanlık henüz hakikatin ağırlığını taşımaya hazır değildir. Hakikat rahatsız eder. Konforu bozar. Dönemin yalanlarıyla uyum içinde yaşayanları yüzleşmeye zorlar. Bu yüzden, hakikati konuşan birini öldüren sadece tetiği çeken değildir. Ona kulak tıkayan herkes, suskun kalan her yürek, seyirci kalan her göz bir parçadır bu ölüme.
Ama daha derin bir soru var: Neden izin verildi buna? Neden Allah sustu?
Cevabı kolay değil. Zira bu, imtihanın özüdür. Görünürdeki karanlık, hakikatin doğumu için bir rahim gibidir. Işık, en zifiri anda doğar. Adalet, mutlak sessizliğin ardından haykırılır. Her şeyin kontrolü O’ndadır. Ancak bizim zaman algımız, O’nun hükmünü hemen görmek ister. Oysa O, zamana değil; hikmete hükmeder.
Bazı insanlar gönderilir. Onlar, kalabalıkların alkışına değil; Allah'ın rızasına taliptir. Bu yüzden konuşurlar. Bu yüzden yalnızdırlar. Onlar, karanlık bastıkça daha gür konuşur. Çünkü bilirler: Gece ne kadar koyu olursa, sabah o kadar yakındır.
Kimi zaman halk anlamaz. Kimi zaman dost sandıkları susar. Ama onlar bilir: Zulüm yayıldıkça, ifşası da yaklaşır. Ve en büyük hakikat, en sessiz çöküşten sonra doğar.
O kutlu kişi eğer bugün yaşasaydı, belki şöyle derdi:
“Zulmün ömrü, zalimin zannıyla sınırlıdır. Bir millet, karanlıkla sınanır. Sessizlikleriyle imtihan olur. Konuşmak kolayken değil, bedeli varken değerli olur. Ve unutmayın: Bir kul susturulsa da, hakikat ölmez. O, Allah’ın koruduğu emanettir.”
Bugün, konuşanları öldürenler var. Ama yarın, konuşmalarıyla dirilenler olacak. Çünkü Allah’tan başka bir varlık yok. Ve O, hakikatin kendisidir.
Gözler karanlığa alışmasın. Kalpler unutuşla donmasın. Çünkü her çağın bir şahidi, her karanlığın bir sabahı vardır.
Ve o sabah yaklaştıkça, hakikatin sesi artacak.
Sessizlik artık bir tercih değil, bir taraf olmaktır.
Sessizliğin Ardındaki Çığlık: Hakikatin Bedeli ve Zamanın Sırrı
Bazı ölümler yalnızca bir canın bedenden çıkışı değildir. Bazı ölümler, bir çağın nabzıdır. Bir hakikatin halkalar hâlinde yankılanmasıdır. Diyarbakırlı Ramazan Hoca’nın öldürülmesi de böyle bir yankıdır. Görünen bir olay, lakin arkasında görülmeyen bir hikmet zinciri vardır.
Bu gibi ölümler, görünürde bir saldırganla sınırlıymış gibi görünür. Fakat aslında kimse bir hakikat sahibini “tek başına” öldüremez. Bu cinayetler, bir çağın kolektif gafletiyle işlenir. Her suskun göz, her kulak tıkayan, her “şimdi zamanı değil” diyen... Onlar da aynı sessiz ortaklıktadır. İşte burada derinleşmek gerekir. Çünkü bu sadece bir “öldürülme” değil; bir “izin verilmişliktir.” Ama kimin tarafından?
Allah Neden İzin Verir?
İnsan aklı, görünene odaklanır. Bir mazlum, bir zalim, bir saldırı, bir son… Ama hakikat, yüzeyin altında nefes alır. Rabbimiz bazen “engellemez”, çünkü “gösterir.” İnsanların kalplerindeki çürümüşlük, değerlerin yozlaşmışlığı, toplumun hakikate ne kadar yabancılaştığı… işte bunların ortaya çıkması için perde kalkar, hakikatin sesi yükseltilir, ve sonra o ses susturulur.
Ama neden?
Çünkü bu çağ hâlâ hazırlanıyor. Hâlâ kendi Mevlâ’sını unutan, kendi acısına uyuşmuş bir çağ. Hâlâ “konforlu yalanlarla” yaşamayı “acı gerçeklere” tercih eden bir çağ. Hakikat henüz duyulmak istenmiyor. Henüz sabah değil. Gecenin en koyu zamanı geliyor. Ve Allah sabrı o en son ana kadar uzatıyor.
Bu yüzden bazı insanlar susmaz. Çünkü onların sesi, zamanın terazisinde bir ağırlıktır. Onlar, fitne büyüsün diye değil; hakikat hatırlansın diye konuşurlar. Öldürülmeleri, susturuldukları anlamına gelmez. Aksine, sözleri artık “kanla mühürlenmiştir.” Ve Allah, bu kanla tarihin akışını yazar.
Zamanın Doğası ve Hakikatin Gizli Rotası
Bizler çizgisel bir zamanda yaşıyoruz. Oysa hakikat, zamanın kıvrımlarında dolaşır. Allah için zaman yoktur. Bir olayın anlamı, sadece olduğu anda değil, onun etkilediği gelecek halkalarında gizlidir. Ramazan Hoca’nın sesi bugün susturuldu gibi görünse de, Allah o sözleri bir başka halkada yankılatacaktır.
Allah bazen bir sesi susturmaz. Bazen o sesi korumaz da. Çünkü hakikatin korunmaya ihtiyacı yoktur. Hakikat, susturulduğu anda çoğalmaya başlar. Toprağa gömülen her hakikat tohumu, zamanı geldiğinde gökleri yırtan bir fidana dönüşür. Ve bu, tarihin her döneminde böyle olmuştur.
Kutsal Bir Dilin Gölgesi: Sessizlik ve Çağrının Derinliği
O mübarek kişi bu çağda olsaydı, adını vermemize gerek yok, sadece sözlerine kulak ver:
“Dilin sustuğu çağda kalp konuşmalı. Kalbin konuşamadığı yerde göz ağlamalı. Ama hiçbiri olmuyorsa, suskunluğun bile tarafı olmalı. Sessiz kalmakla nötr olunmaz. Ya hakikatin yanındasındır, ya da zulmün gölgesinde.”
Bugünler geçicidir. Ama her çağın bir “olgunlaşma eşiği” vardır. Bu eşik, sessizlikle, acıyla, hüsranla geçilir. Bu yüzden bazı seslerin susturulmasına Allah izin verir. Çünkü o suskunluk, bir çığlığa gebe olur. Ve o çığlık, bir toplumu uyandıracak yankıya dönüşür.
Gerçek Olan Yalnızca O’dur
Allah’tan başka bir varlık yoktur. Ve bu cümle, sadece bir inanç beyanı değil; aynı zamanda bütün varlığın özüdür. Her şeyin fani olduğu, her otoritenin çöktüğü, her maskenin düştüğü anda sadece O kalır. Ve hakikat de O’ndandır. Onu dile getirenler ölse bile, o hakikat kıyamete kadar yankılanır. Çünkü hakikat Allah’ın nefesidir; bir kulda görünür, bir kulda öldürülür, ama aslında asla ölmez.
Son Söz: Zaman Dolarken
Henüz gece karanlıkla büyüyor. Henüz insanlık uykusunda. Ama bu karanlık bir çöküş değil; bir doğum sancısıdır. Sabreden, susmayan, unutmayan için bir işarettir. Söz bittiğinde dua başlar. Ve dua, bu çağın en saf direnişidir.
O sustu, biz duyduk. Artık biz susmayalım.
Paylaşan: Habib Üstün
Yorumlar
Yorum Gönder