Özlemenin Hakikati ve İlahi İsimle Tezahürü

 Özlem, insanın iç âleminde meydana gelen en derin duygulardan biridir. Bir şeyi ya da bir kimseyi yitirmiş gibi hissedip, ona duyulan yakınlık, muhabbet ve kavuşma arzusu, özlemi var eder. Ancak bu duygu, sıradan bir beşerî hissin ötesinde, hakikat penceresinden bakıldığında Allah'ın bir isminin yeryüzündeki yankısıdır. Çünkü her şey gibi özlemek de Hakk’a açılan bir penceredir.

Özlemenin hakikatini anlamak, onu yalnızca psikolojik bir durum olarak değil, tecelli eden bir ilahi isim çerçevesinde değerlendirmeyi gerektirir. Bu bağlamda, Allah’ın “el-Vedûd” ismi, özlemin merkezinde yer alır.

El-Vedûd: Sınırsız Sevgi ve Yakınlık

"El-Vedûd", sevmeyi ve sevilmeyi sınırsız şekilde var eden, her mahlûku rahmetle kuşatan, kullarına karşı sonsuz bir muhabbet besleyen Allah’ın ismidir. Bu isim, sevginin kaynağı olduğu gibi, özlemin de menbaıdır. Zira özlemek, ancak sevginin olduğu yerde var olur. İnsan bir şeyi neden özler? Onunla kurduğu bağ derinleştiği için. Vedûd olan Allah, mahlûkatına karşı bu sevgiyi yaratır, onların kalbine özlemi ilka eder.

İnsan, fıtratı gereği aslına ve yurduna hasret içindedir. Bu asıl ve yurda dönüş arzusu, manevi bir özlem olarak tezahür eder. Her ne kadar bu dünyada farklı sebeplerle özlem duygusu ortaya çıksa da, hakikatte bütün özlemlerin kaynağı, Allah’a yakın olma arzusu, O'nun muhabbetine tam manasıyla erişme ihtiyacıdır. İşte bu yönüyle özlem, el-Vedûd isminin içimizdeki titreşimidir.

Özlemek: Kavuşmaya Dönük Bir Dua

Hakikati bilen bir salik için özlemek pasif bir bekleyiş değil, aktif bir arayıştır. Bu arayışta kişi, özlediğiyle kavuşmak için iç dünyasında bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk, ilahi sevginin merkezine, yani Vedûd olan Allah’a yaklaşma gayesini taşır. Özlemin verdiği sızı, kalbi diri tutar. Bu sızı sayesinde insan nefsani arzularından arınır, daha latif ve saf bir hâle gelir. Özlem, böylece bir terbiye aracı, bir manevi yükseliş vesilesi olur.

Her kim ki, Hakk’ın dostluğuna, adaletine, merhametine, rahmetin tecelli ettiği bir zuhurat vaktine özlem duyuyorsa, o kişi farkında olarak ya da olmayarak, Vedûd olan Allah’a yönelmiştir. Onun kalbinde filizlenen hasret, Rabbinin sevgisine dair bir şuurun tezahürüdür.

İlahi Aşkta Özlemin Yeri

Tasavvuf büyüklerinin diliyle söylersek, hakiki aşkın içindeki en kıymetli damar özlemdir. Aşkı diri tutan, vuslata kadar sabrı besleyen bu duygudur. Seven kişi, sevdiğine her kavuştuğunda, onu yeniden özlemeye başlar. Bu da aşkın sürekli canlı kalmasını sağlar. Çünkü el-Vedûd olan Allah, sevgiyi ve özlemi birbirine bağlayarak aşkın dairesini tamamlamıştır.

Bütün büyük arayışlar bir bekleyiş içerir; bütün büyük bekleyişler bir özleme yaslanır. Kalbi özlemle çarpan bir kul, henüz görmediği hâlde sevdiğiyle araya mesafe girse de, kalben ondan ayrılmamıştır. İşte bu hâl, Allah’ın el-Vedûd ismiyle kulunda yarattığı bir lütuftur.

Sonuç: Özlemek Bir Rahmettir

Özlemek, acı vermesine rağmen rahmettir. Çünkü bu acı, kalbi dünya meşguliyetlerinden sıyırır, onu asli yurduna yöneltir. Bir kişinin, adaletin zuhuru, ilmin hâkimiyeti, hikmetin yerleşmesi için duyduğu özlem; onun fıtraten hakikate açık olduğunu, ilahi isimlerin tecellisine muhatap kılındığını gösterir.

Bu özlem, ancak el-Vedûd ismiyle anlam kazanır. Çünkü sevmek O’ndandır, özlemek O’ndan gelendir ve kavuşmak da O’nun dilemesiyle gerçekleşecektir.


Paylaşan: Habib Üstün

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Dünya Düzeni Yatay Olacaktır

Depremlerden Sonra, Küllerden Önce: Beni Bekleyin

Barışın Hakikati