Sessiz Kitleye Sessizce Çıkarılan Fatura: Ehliyet Yenileme Operasyonu
Para kaynağı arayan hükümet ne yapar? Hiç kıvırmadan, dolandırmadan, düz konuşalım. Ne büyük özelleştirmelere girer, ne vergi artırdığını doğrudan söyler. Bunun yerine, halkın yıllar önce aldığı ama hâlâ kullanmaya devam ettiği bir belgeyi hedefe koyar: Ehliyet.
Nasıl mı oluyor bu iş?
Bak şimdi... Düşünsene milyonlarca insanın elinde bir tane ehliyet var. Çoğu da zamanında alınmış, belki kenarı biraz yıpranmış, ama hâlâ çalışıyor. Direksiyona geçiyorsun, polis çeviriyor, gösteriyorsun, geçiyorsun. Her şey yolunda. Ama bir sabah uyanıyorsun, diyorlar ki:
"Bu eski ehliyet artık geçersiz olacak, yeni kart alacaksın."
E vatandaş soruyor tabii:
“Yahu kardeşim, bu hâlâ iş görüyor, ben bununla nereye kadar gittim geldim. Ne oldu da şimdi değişiyor?”
Cevap yok. Ya da var da, öyle teknik ki anlamak mümkün değil.
"Avrupa Birliği uyumu",
"Yeni tip kimliklerle entegrasyon",
"Biyometrik veri uyumluluğu"...
Yani ehliyeti değiştiriyoruz çünkü çok moderniz!
Peki işlem ne kadar? Eh bir harç, bir sağlık raporu, bir biyometrik fotoğraf, bir de randevu çilesi... Hesabı kitabı yaptığında, kişi başı minimum birkaç yüz liradan başlıyor bu iş. E çarp bunu milyonlarla. Buyur sana sıfırdan yaratılmış, adı konmamış bir vergi kalemi. Ne Meclis’ten yasa geçti, ne sokakta pankart asıldı, ama herkes paşa paşa gidip parasını yatırdı.
Halk ikiye ayrılıyor bu noktada:
-
“E zaten yenilensin, canım ne olacak?” diyenler — Bunlar devletin sevdiği grup.
-
“Bu ne ya, mecbur muyum ben buna?” deyip biraz ses çıkaranlar — Bunlara da ceza hazır: “Son tarihe kadar yenilemeyenlere şu kadar TL ceza.”
Yani itiraz edersen, fazladan para verirsin. Etmezsen, zaten veriyorsun. İki ucu devlete para çıkan değnek. Mis gibi kaynak.
Cem Yılmaz olsa sahneye çıkar şöyle derdi muhtemelen:
— Abi şimdi öyle bir sistem kurmuşlar ki, ehliyetin var ama yok... Varlığıyla yokluğu bir olmuş... Yani devlet şunu diyor: “Senin bu belge hâlâ iş görüyor ama ben artık onu görmek istemiyorum.”
— Niye abi?
— Çünkü bakınca bir şey olmuyor! Ama yeni karta bakınca... kasa doluyor!
Bu ülkede vatandaşın sessizliği en büyük kaynak. Öyle ki bağırmayan her birey, devlet muhasebesinde bir gelir kalemi.
"Yenilemezsem ne olur?" diye sorarsan, cevabı net:
"Olmaz olur mu hiç, olur da... Olur da... Çok güzel olur."
Yani sevgili okur, para arıyorsan bakma uzaklara. Bak ehliyete, bak nüfusa, bak tapuya. Hükümetin “organik gelir kaynakları” işte buralarda. Ne vergiden sayılıyor, ne zamdan... ama kasaya çalışıyor mu? Mis gibi çalışıyor.
Velhasıl, ehliyet sadece direksiyon başına geçmenin belgesi değil artık. Aynı zamanda sessiz çoğunluğun ekonomik katkı beyanı. Kaşını gözünü kıpırdatmadan, sıraya girip, parasını verip çıkan milyonlarca insan... Bundan daha sürdürülebilir bir gelir modeli olur mu?
Belki de yeni ekonomi modelimizin adı şudur:
“Güncellenmemiş belgeden güncel gelir yaratma sanatı.”
Kısacası:
Kasa boş mu?
Ehliyet dolu!
Yorumlar
Yorum Gönder