Vakit Geldi: "Faiz ve Borç Düzenini Bitirmek İçin Milletin Huzurunda"
Ey yüce milletim...
Ey alın teriyle yaşayıp, borçla başı eğdirilmiş güzel insanlar...
Ben size bugün başka bir şey için değil,
Size hakkınızı teslim etmek için geldim.
Ben bugün, sadece bir görevi değil,
Yüz yıldır insanları borca mahkûm eden bu düzenle hesaplaşma görevini üstleniyorum.
Çünkü bu düzen, sessiz bir işgaldir.
Çünkü bu düzen, bir milletin sırtına görünmeyen zincirler vurmuştur.
Faizle büyümek diyenler, bu milleti borçla küçülttüler.
Bankaların gösterişli binaları yükselirken,
İnsanların omuzları çöktü.
Zengin daha zengin oldu,
Ama borçlunun yüzü hiç gülmedi.
Ve şimdi diyorum ki:
Vakit geldi.
Ben geldim.
Ama kendi kazancım, makamım, menfaatim için gelmedim.
Benim derdim yokluk değil, adaletsizliktir.
Benim davam, açlık değil, vicdan açlığıdır.
Çünkü ben şunu öğrendim:
Adalet sadece aç olanın değil, tok olanın da sorumluluğudur.
Tok olan susarsa, açlık bir düzene dönüşür.
İşte ben, tokların sustuğu bu çağda konuşmaya geldim.
Artık bu ülkede insanlar,
Bir evi sadece almak için değil,
O evin borcunu ödemek için de ömür tüketiyor.
Bir genç, okulu bitirince ilk iş olarak değil,
ilk borcunu ödüyor.
Bu zulümdür.
Adı ne olursa olsun, şekli ne kadar süslü olursa olsun,
Faiz; emeğin, umudun ve geleceğin haraç alınmasıdır.
Ve ben size buradan söz veriyorum:
Bu haracı ortadan kaldıracağım.
Bu milleti, borçla yaşayıp borçla ölen bir halk olmaktan çıkaracağım.
Benimle birlikte artık:
– Faiz, bir kazanç yolu değil; toplumun sırtındaki kambur olarak görülecek.
– Devletin parası, halkı borçlandırmak için değil, halkın yükünü hafifletmek için kullanılacak.
– Gençler krediyle değil, destekle hayat kuracak.
– Esnaf, üretici, köylü; borçla değil, dayanışmayla ayakta kalacak.
– Herkesin başını yastığa koyarken, “yarın ne ödeyeceğim?” diye değil, “yarın ne üreteceğim?” diye düşündüğü bir düzen kurulacak.
Faize karşı durmak, sadece ekonomik bir mesele değildir.
Bu, iman meselesidir.
Bu, adalet meselesidir.
Bu, “komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir Peygamber’in ümmetine yakışır bir duruştur.
Kur’an’ın hükmü nettir:
“Faiz yiyenler, ancak şeytan çarpmış kimseler gibi kalkarlar.”
“Allah faizi yok eder, sadakaları artırır.”
Ben bu hükmün gölgesinde yürüyorum.
Yasaları faiz üzerine kuran değil, adaleti Allah’ın ölçüsüyle kuran bir lider olacağım.
Ey aziz milletim,
Biliyorum; yıllardır bu düzene “normal” denildi.
Borçla yaşamak, krediyle ayakta durmak bize alışkanlık gibi gösterildi.
Ama ben size diyorum ki:
Bu normal değil.
Bu kader değil.
Bu, dayatılmış bir çöküştür.
Ve biz bu çöküşü durduracağız.
Bugünden tezi yok, yeni bir düzen kuracağız.
Bu düzen; insanı merkeze alan, helali önceleyen, dayanışmayı esas alan bir düzendir.
Paradan para kazanan değil, emek verip üretenin güçlendiği bir düzendir.
Şimdi birileri diyecek ki:
“Faizsiz bir düzen olur mu?”
Ben de onlara diyorum ki:
Olmazsa, adalet de olmaz.
Olmazsa, rahmet de gelmez.
Olmazsa, bir ülke sadece kağıt üzerinde büyür; ama sokakta küçülür.
Ama bizim derdimiz kağıt değil, kalptir.
Biz milletin defterini değil, alnını düzeltmeye geldik.
Ve Allah’ın izniyle bu karanlık faiz düzenini milletin elleriyle söküp atacağız.
Bugün ben, sadece bir “ekonomi politikası” açıklamıyorum.
Ben, bir çağrıda bulunuyorum.
Faizsiz, borçsuz, dik duran bir hayat için bir çağrı.
Bu çağrıyı duyan herkes,
Zengin de olsa, borçlu da olsa,
Genç de olsa, yaşlı da olsa bilsin ki:
Yeni bir dönem başlıyor.
Bir ümmet yeniden doğruluyor.
Ve bu yürüyüşte artık kimse geride kalmayacak.
Ey milletim,
Ben bu emaneti Allah’ın adıyla,
Yetimin duasıyla,
Alın terinin hakkıyla taşıyacağım.
Ve kıyamet günü Rabbimin huzuruna vardığımda,
“Bu milleti borçla boğuşan bir halk olmaktan kurtardım” diyebilmeyi istiyorum.
“Faizi yere çaldım, adaleti yükselttim” diyebilmeyi umut ediyorum.
Bismillah.
Yolumuz açık, niyetimiz temiz, kalbimiz kararlı.
Şimdi yeni bir yürüyüş başlıyor.
Ve bu yürüyüş, faizsiz bir geleceğe doğrudur.
Yorumlar
Yorum Gönder