Vakit Geldi: O Zât’ın Erdoğan’dan Görevi Teslim Alırken Söyleyeceği Sözler
Ey zamanın kıyısında duranlar…
Ey asırlık yürüyüşte nöbeti devredenler…
Ey hak ile batıl arasında yol arayan yürekler…
Vakit geldi.
Sözüm, bu milletin vicdanına.
Sesim, bu çağın en karanlık noktasında yankı bulsun.
Çünkü bu bir son değil,
Büyük bir başlangıcın ilk cümlesidir.
Recep Tayyip Erdoğan…
Sen yürüdün.
Yükseklerden geçtin, tuzaklardan kurtuldun.
Kimi zaman yalnızdın, kimi zaman da ağır bir kalabalığın içinde tek başına…
Ama asla teslim olmadın.
Sen bu millete, özgüvenini hatırlattın.
Sesini bastırmaya çalışanlara karşı direndin.
Ayasofya’yı açtın, başörtüsünü serbest bıraktın, zalimin karşısında eğilmedin.
Senin yürüyüşün bir iz bıraktı.
O iz, bir milletin ayağa kalkışına,
Bir ümmetin uyanışına ışık tuttu.
Seninle birlikte biz:
Korkmamayı öğrendik.
Yılmamayı, geri çekilmemeyi,
Allah’a dayanarak yürümeyi öğrendik.
Liderlik ettiğin bu halk;
Artık sadece bir ülke halkı değil,
Bütün mazlumların, yetimlerin, unutulmuşların umudu oldu.
Ve bugün, ben bu emaneti senden teslim alırken,
Sana ve bu millete şunu söylüyorum:
Artık Sıra Bizde.
Bu yük senden daha ağır olacak.
Çünkü sen yolu açtın,
Ama biz yolu tamamlamakla yükümlüyüz.
Sen bir milletin içindeki iman kıvılcımını tutuşturdun,
Biz onu bir ümmet ateşine çevireceğiz.
Sen statüko ile savaştın,
Biz küresel karanlıkla hesaplaşacağız.
Senin döneminde korku duvarı yıkıldı.
Bizim dönemimizde adaletin binası yükselecek.
Sen zulmü gösterdin,
Biz zulmü sona erdireceğiz.
Ey Erdoğan…
Seninle bu millet, alnını secdeden kaldırmadan yürümeyi öğrendi.
Biz o secdeyi kıyamete taşıyacağız.
Seninle bu halk, “bir gün yeniden güçlü olabiliriz” inancına kavuştu.
Biz o günü getirmek için varız.
Seninle bu millet, Kur’an’ın gölgesinde siyaset yapmayı öğrendi.
Biz o gölgeyi bir devlete, bir çağa, bir insanlığa çevireceğiz.
Bugün ben, bir görevi değil,
bir davayı teslim alıyorum.
Bu dava,
Saraylarda değil, sokaklarda yaşayanların,
Lüks sofralarda değil, yetim sofralarında hissedilen bir emanettir.
Ve ben bu emaneti:
– Kibrin değil, tevazunun eline,
– Nefsin değil, nefsini yenenin yoluna,
– Düşmanın değil, Hakk’ın huzuruna taşıyacağım.
Ben Geldim. Ama Kendi Adıma Değil.
Bir çağın, yorgun çocukları adına geldim.
Suskun ümmet adına, susturulmuş dualar adına…
Yarısı öksüz, yarısı sürgün kalmış insanlık adına geldim.
Ben;
Sadece bir yönetici değil,
Adaletin izini süren bir nöbetçiyim.
Hükmetmeye değil,
Hakkı hâkim kılmaya geldim.
Bu dünya, artık büyük bir hesaplaşmaya hazır olmalı.
Çünkü mazlumun bedduası, zalimin saltanatından daha derindir.
Çünkü adalet, vakti geldiğinde gecikmez.
Ey Erdoğan…
Sen bir çağın uyanışına vesile oldun.
Şimdi bir çağın açılmasına vesile oluyorsun.
Allah senden razı olsun.
Senin gayretinle bu millet yeniden ayağa kalktı.
Ama şimdi, bu yürüyüşü tamamlamak için
Yeni bir yola çıkıyoruz.
Bu yol;
Karanlığın içinden,
Zulmün kalbinden geçecek.
Ama sonunda nur doğacak.
Bugün, bu milletin önünde söz veriyorum:
– Bu emanete ihanet etmeyeceğim.
– Bu milleti aldatmayacağım.
– Bu ümmeti yalnız bırakmayacağım.
– Bu hakikatten sapmayacağım.
Ve kıyamet günü huzurda hesap verirken,
“Ben Erdoğan’dan emaneti aldım ve yere düşürmeden taşıdım” diyebilmeyi istiyorum.
Çünkü bu nöbet, bir iktidarın değil,
bir asrın nöbetidir.
Ve ben, bu çağın karanlığına değil,
Hakk’ın nuruna sırtımı dayayarak geldim.
Bismillah.
Şimdi yeni bir yürüyüş başlıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder