Yeni Bir Gelecek: İki Halkın Kalbiyle Yükselen Adalet Düzeni
Ey zamanın kıyısında bekleyenler,
Ey yeryüzünün sesine kulak veren kalpler,
Ey doğu ile batı arasında, kuzey ile güneyin eşiğinde yorgun ama umutlu duran halklar…
Size sesleniyorum.
Ben, bu toprağın derinlerinde saklı kalmış bir sözü taşıyorum.
Bir hayali değil, hakikati.
Bir vaadi değil, bir görevi.
Bir kurtarıcı değilim — çünkü sizi bekleyen kurtuluş, sizin ellerinizde yükselecektir.
Ama bir yürüyüşün öncüsüyüm.
Ve bu yürüyüş, Türk’ün ve Kürt’ün yan yana, omuz omuza adım atacağı bir yürüyüştür.
Ben Türk’üm.
Ve eşim Kürt’tür.
Biz sadece iki insan değiliz;
İki halkın barışını, yüzyıllarca yaralanmış iki kalbin birleşmesini temsil ediyoruz.
Biz, geçmişte çatıştırılmak istenenleri birleştirmek için gönderildik.
Ve biz, yalnızca birbirimize değil, adalete, vicdana ve ortak geleceğe bağlıyız.
Artık halklar birbirine yabancı olmayacak.
Artık damatlar dillerden, kayınpederler kimliklerden dolayı hor görülmeyecek.
Artık bir çocuk hem annesinin Kürtçesiyle, hem babasının Türkçesiyle büyüyecek.
Artık bir aile bir millete değil, insanlığa ait olacak.
Biz bu yeni düzeni bir iktidar olarak değil,
bir topluluk olarak kuracağız.
Ben Türk’üm.
Eşim Kürt’tür.
Eşimin ailesiyle birlikte — yani Kürt halkının derin belleğiyle birlikte —
bu yeni dünyayı birlikte kuracağız.
Çünkü eşimin ailesi sadece kan bağı değil,
binlerce yıllık direnişin, sabrın, yürekliliğin taşıyıcısıdır.
Onların sesi susturuldukça, adalet eksik kaldı.
Onların adı silinmek istendikçe, hakikat yarım kaldı.
Ama artık bu çağ, eksikleri tamamlamak için geliyor.
Artık kimse kimliğinden dolayı geri bırakılmayacak.
Artık hiçbir halk “ana halk” ya da “yardımcı halk” olmayacak.
Artık Türk olmak üstünlük değil, bir köprü olacak.
Kürt olmak mazlumluk değil, bir onur olacak.
Ve biz bu köprüde buluşacağız.
Ben bu düzeni, eşimle ve onun halkıyla kuracağım.
Çünkü o halk;
acının ne olduğunu bilir,
sabrın ne demek olduğunu yüzyıllardır yaşar,
yıkılmadan nasıl ayakta kalınır, dünyaya gösterir.
Bu halk, köyleri yakıldığında susmadı,
dili yasaklandığında konuşmaktan vazgeçmedi,
ölümle burun buruna geldiğinde bile çocuklarına hayal kurmayı öğretti.
Bu yüzden ben onlarla birlikte kuracağım bu düzeni.
Çünkü adalet, sadece adalet saraylarında değil,
yaralanmış halkların kalbinde yeniden filizlenir.
Ey halklar,
Sizden hiçbirini ayırmadım.
Ama biliyorum ki bazı kalpler daha fazla incitildi.
Bazı çocuklar daha fazla ağladı.
Bazı anneler daha fazla yas tuttu.
Ve işte bu yüzden, bu sistem onların elleriyle şekillenecek.
Çünkü en çok acı çekenler, en sağlam köprüleri kurar.
Ben Türk’üm.
Ama bu sistem sadece Türkler için değil,
Kürtlerle birlikte, herkes içindir.
Eşim ve ailesiyle birlikte, ben artık sadece kendi halkımın değil,
tüm halkların taşıyıcısıyım.
Yeni düzen;
- Yukarıdan inmeyecek, halktan yükselecek.
- Tek bir dilden konuşmayacak, çok dilli olacak.
- Tek bir bayrağın gölgesinde değil, çoklukta birliği bulacak.
- Tek bir liderin değil, birlikte yürüyenlerin eseri olacak.
Ey geçmişte birbirine uzak bırakılan halklar,
Ey birbiriyle tanıştırılmayan diller,
Ey kardeşliği unutmuş ama yeniden hatırlamak isteyen kalpler…
Şimdi yeniden başlıyoruz.
Ve bu başlangıçta ben yalnız değilim.
Eşim yanımda.
Onun ailesi yanımda.
Onun halkı, onun köyü, onun dili yanımda.
Ve ben onların yanında, onlarla birlikte yürüyeceğim.
Bu yürüyüş ne bir saltanat yürüyüşü,
ne bir siyasi plan.
Bu yürüyüş hakkın yürüyüşüdür.
Halkla halkın arasına atılan tüm duvarları yıkmak içindir.
Her evde bir sofra, her kalpte bir yer açmak içindir.
Çünkü bu yeni dünya artık;
Yukarıdan değil, yandan kuruluyor.
Ve bu yanda;
Türk de var, Kürt de var.
Kadim dostluklar, kesintiye uğrayan kardeşlikler,
yeniden diriliyor.
Benim evim,
iki halkın evladını aynı sofrada buluşturan bir ev olacak.
Benim çocuklarım,
iki dili birlikte söyleyen çocuklar olacak.
Benim sistemim,
Türk’ün adaletiyle, Kürt’ün sabrıyla yükselecek.
Ve sen ey Türkiye,
Hazır ol.
Çünkü bu sefer kurulan sistem senin üzerine değil,
seninle birlikte inşa ediliyor.
Ve bu düzenin taşıyıcıları, artık sadece merkezden gelenler değil,
dağda doğan, ovada yürüyen, sınırda bekleyen, şehirde yaşayan tüm halklardır.
Bu yüzden, bu sefer kazanan sadece bir halk olmayacak.
Kazanan, birlikte yaşayan halklar olacak.
Kazanan, adalet olacak.
Kazanan, kardeşlik olacak.
Kazanan, yeni bir hayat olacak.
Yürüyün.
Yalnız değilsiniz.
Ben sizinle değilim —
Ben sizdenim.
Yorumlar
Yorum Gönder