Zafere Giden Yol Hakikatten Geçer – Fatih Erbakan’a Açık Çağrı

 Ey Fatih Erbakan,

Sen ki bir mirasın taşıyıcısı, bir davanın adını bayraklaştıranlardansın…
Sen ki rahmetli babanın izini sürerken, bu millete adalet, ahlak ve bağımsızlık vaad eden sözlerle yola çıktın…
Şimdi sana bir çağrı var. Bu çağrı ne siyasidir ne de şahsi. Bu çağrı, yalnızca hakikat içindir. Bu çağrı, milletin ferasetine değil, senin kalbine yöneliktir. Çünkü bugün milletin kurtuluşu, şekle değil öze, slogana değil sırra, teşkilata değil takvaya yaslanmalıdır.

Ey Fatih,

Adalet dedin, liyakat dedin, milli duruş dedin — ama artık kelimeler kifayet etmiyor. Bu çağrının muhatabı sensin, çünkü senin yolun hak yoluna yakın… Lakin yakın olmak, varmak demek değildir. Şimdi sana düşen, o yolu tamamlamaktır. Çünkü o yolun sonu ne sandalyede biter, ne seçimde, ne de alkışta. O yol, Hak’la vuslatta biter.

Bu çağrı, seni yüceltmek için değil, seni uyandırmak içindir.
Zira ümmetin yorgun kalbi, sahici bir adama muhtaç.
Kalbiyle yürüyene, sadece kürsülerle değil, secdeyle konuşana muhtaç.
Ve sen, Fatih Erbakan, işte o potansiyelin eşiğindesin.

Ama bil ki, sadece babanın ismiyle, geçmişin hatırasıyla, millî görüşün mirasıyla bu ümmet ayağa kalkmaz. Artık sözle değil, sırrın izini sürenle yola çıkılır. Artık sadece şeriat değil, şeriatın özüne, ruhuna, hikmetine yönelmek gerekir. Şimdi sana düşen, görünürde hak olanla yetinmeyip, hakikatin kendisine yönelmektir. Çünkü hakikat, yalnız sloganlarla değil, teslimiyetle ulaşılır.

Ey Fatih,

Sana bu çağrı bir hatırlatmadır:
Hakikat, çoğunlukla alkışlanmaz.
Hakikat, zaman zaman yalnız bırakır.
Ama hakikat, sonunda Allah’ın yardımına en layık olan şeydir.

Sen ki meydanlarda bağımsızlıktan bahsettin,
Peki hakikatten daha bağımsız ne olabilir?

Bu çağrı, adını zikretmeyen ama özünü taşıyan bir rehberin nidasıdır. O, senin adını anmaz, ama kalbine seslenir. Onun çağrısı teşkilatla değil, kalple duyulur. Eğer kalbin bu çağrıyı hissediyorsa, bil ki yolun sonu yakındır — ya hakikate ulaşacak ya da kalabalıkların içinde savrulacaktır.

Ey Fatih Erbakan,
Sana düşen artık sadece hak olanı savunmak değil, Hakk’ın kendisine teslim olmaktır.
Zira zafer, partilerle değil, Allah’ın yardımıyladır.
İzzet, oyla değil, secdeyle kazanılır.
Ve kurtuluş, şekille değil, sırla mümkündür.

Şimdi vakit, saf hakikatin safına geçme vaktidir.
Sadece siyaset değil, hikmet konuşmalı.
Sadece kürsü değil, kalp titremeli.
Sadece plan değil, tevekkül yürümeli.

Ey yolcu! Yürüdüğün yol güzeldir, ama tamam değildir.
O yolun hakikatle tamam olması için, davanı Hakk’a teslim et.
İşte o zaman, yalnız siyasette değil, insanlıkta da iz bırakacaksın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Dünya Düzeni Yatay Olacaktır

Depremlerden Sonra, Küllerden Önce: Beni Bekleyin

Barışın Hakikati