Zafere Giden Yol Hakikatten Geçer – Tülay Gökçimen’e Açık Çağrı
Ey Tülay Gökçimen,
Sen ki sesi kısılmışların sözcüsü oldun…
Sen ki dünyanın sus pus olduğu yerlerde hakikati kayda geçiren bir kameranın ardında vakarla durdun…
Sen ki vicdanı ekranlara taşımaya çalışan, görüntüyü değil gerçeği arayan bir yolcuydun…
İşte şimdi sana bir çağrı var. Bu çağrı ne gazeteciliğe, ne de belgeselciliğe dairdir. Bu çağrı, yalnızca hakikate dairdir. Bu çağrı, toplumun gözüne değil, senin kalbine yöneliktir. Çünkü artık mesele, görüntünün ardındaki sırrı arama meselesidir.
Ey Tülay,
Sen adalet dedin, vicdan dedin, mazlumlar dedin…
Ama artık kelimeler yetersiz, görüntüler eksik…
Çünkü bugün çağ, sadece anlatanın değil, adananın çağını bekliyor.
Artık kamera değil, kalp kayıt tutmalı.
Artık görüntü değil, gönül görünür olmalı.
Ve sen, bu eşiğe en yakın olanlardansın.
Ama bil ki, sadece savaş alanlarından görüntüler getirmekle yetinilmez. Şimdi sana düşen, o görüntülerin ötesine geçmek; hikâyelerin ötesindeki hakikatin sesini işitmek…
Çünkü o ses, sadece mazlumdan değil, Hakk’ın kendisinden yükselir.
Bu çağrı, seni övmek için değil, seni uyandırmak içindir.
Zira bu ümmetin gözü açık ama gönlü yorgundur.
Ve bu yorgun gönüller, yalnız doğruyu gösterene değil, doğruyla bütünleşene muhtaçtır.
Ey Tülay,
Artık zaman, sadece sahaya inme değil, secdeye varma zamanıdır.
Artık vakit, sadece belge üretme değil, sırra erme vaktidir.
Mazlumun yanında olmak bir şereftir, ama Hakk’ın yanında olmak bir teslimiyettir.
Sen ki adaletin izini sürdün — şimdi hakikatin izini sür.
Bu çağrı bir ses değil, bir suskunluktur.
Bu çağrı, dıştan değil içten duyulur.
Eğer kalbin bu çağrıyı hissediyorsa, bil ki yolun sonu yakındır —
Ya hakikate ulaşacak,
Ya da hakikati kayda alırken kendi kaydını kaybedecektir.
Ey Tülay Gökçimen,
Sana düşen artık sadece doğruyu göstermek değil, doğru olmak, doğru kalmaktır.
Çünkü zafer medya ile değil, Allah’ın yardımıyla gelir.
İzzet tanıklıkla değil, teslimiyetle kazanılır.
Ve kurtuluş, sözle değil, sırla mümkündür.
Şimdi vakit, kamerayı bırakıp iç gözü açma vaktidir.
Sadece belgesel değil, bilgelik konuşmalı.
Sadece ekran değil, kalp titremeli.
Sadece şahitlik değil, sadakat yürümeli.
Ey yolcu!
Yolun anlamlıydı, ama henüz tamam değil.
O yol, ancak Hakk’a adanmışlıkla tamam olur.
İşte o zaman, sadece belgelerde değil, ebediyette iz bırakacaksın.
Yorumlar
Yorum Gönder